Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Özel Arama

Kardemin Diyari

34 tane "sohbet" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"sohbet" tagli diger ogeler resimler , videolar
 

Sevginin Gücü..Mutlaka İzleyin...

Önce metni okuyun, ardından videoyu seyredin

Oğlu babasına sorar :

« Babacığım benimle maraton koşmaya var mısın ? »

Kalp sorunları olmasına karşın baba, yine de

« Evet, varım » diye yanıtlar.

Ve bir maratonu birlikte tamamladılar. Baba oğul başka bir çok maratonu daha birlikte koştular.

Baba her seferinde oğlunun yeni bir yarış talebini kabul ediyordu.

Oğlu bir gün babasına

« Baba, birlikte bir Ironman'a (Triathlon) koşmaya var mısın benimle ?»

deyince baba bu kez de evet der ve kabul eder.(Bilmeyenlere anımsatalım ki Ironman dünyanın en zor triathlon yarışıdır ve üç dayanıklılık sınavından oluşur :

Denizde 3, 86 km'lik yüzme,

180,2 km'lik bisiklet

ve nihayet 42,195 km'lik bildiğimiz maraton.

Baba oğul bu zor yarışı biirlikte tamamladılar. Nasıl mı ?

Etiket :sohbet
Casper_m
08 Ekim 2008
07:08
Yorumlar :0
 
 
 
 

Öyle Sabah Uyanır Uyanmaz yataktan fırlama - Can YÜCEL

 

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine..


Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hattâ daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle


Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hattâ üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa-sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen
yanağından makas al..


Sonra şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı,

hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle lâf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..


Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.. Yemeğin ne olursa olsun, masanda illâki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları bardakları misafire
Sizden âlâ misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..


Arkadaşım,hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illâ ki sağlık!
 
Can Yücel

 

Etiket :sohbet
Casper_m
25 Eylül 2008
07:07
Yorumlar :0
 
 
 
 

Sohbeti Kim Demler?

b-22300-cay_  

Vakti vardır...

Ve can çeker.

Ama berrak ve demli bir çaydan daha iyi olan şey,

o çaya sohbet katan, lezzet katan dostlardır.

Çay da, dost da, teselli makamında bir talihtir.

Sohbete ... Muhabbet taşır, hüzün taşır ... 

Hayatın neresinde, ne şekil ve görüntüde olursak olalım; mesele şudur:

Bir bardak demli çayın yanında ne kıymetimiz var?

Hangi dostun bir bardak demli çayı için "hasretin adı" ve "katma değer"iyiz?  

Vakti vardır..

Ve can çeker.

Can, çayı bahane edip muhabbet ister.

Profesör istemez, genel müdür hiç istemez...

Makam ve mevki...

Ve dahi şan ve şöhret...

Ve dahi mal ve mülk sahibi istemez.

Aradığı insandır.

"İnsan" sıfatının yanında, som altına şekil katmak için sokuşturulmuş

bakır kadar ehemmiyeti olmayan unvanları hesaba katmaz...

Bir bardak demli çayın her yudumunu, ab-ı hayata dönüştüren insan!  

Hayattan aldığımız ve hayata kattığımız can sıkıntılarının çoğunun sebebi,

maalesef değersiz şeylerden ibarettir.

Ne bu dünyadan çekip giderken bizimle birlikte gelirler.

Ne sonrası için işe yararlar.

Üstelik, bir bardak demli çayın yanında bile, sahibini "beş kuruş" sahiplenmezler...  

Su kaynar...

Aşk ateşinde...

Bir tutam çay yaprağıyla karışmak, vuslattır.

Bu sıcaklığa...

Bu buhara ram olur ve yayılır duygular.

Sonra aşkın rengidir ve demidir görünen.

Ve aşkın rayihası.  

Söyleyin şimdi:

Bu şiire kim bir mısra katar gönlünden?

Sohbeti kim demler?

Bir tutam çay yaprağıyla karışmak, vuslattır.

Bu sıcaklığa...

Bu buhara ram olur ve yayılır duygular.

Sonra aşkın rengidir ve demidir görünen.

Ve aşkın rayihası.  

Söyleyin şimdi:

Bu şiire kim bir mısra katar gönlünden?

Sohbeti kim demler?

Etiket :sohbet
Casper_m
22 Eylül 2008
17:21
Yorumlar :0
 
 
 
 

Evliliğinizi Gözden Geçirdiniz mi?

love_(21)

"Alo, hayatım neredesin?"
"Arabayı servise götürdüm de."
"Yine mi? Daha geçen gün götürmedin mi?
Senin de bir ayağın serviste. Varsa yoksa araban." 
 
"Senin de bir ayağın alışveriş merkezinde varsa yoksa evin."
 
Evet, erkekler arabalarına, kadınlar evlerine itina gösterir.
Öyle erkekler var ki, arabasının sesini dinler. "Acaba bu ses nereden geliyor? Egzoz mu patladı? Frenler mi boşaldı? Motorun yağı mı bitti? Lastikler mi eskidi? Bu arabanın burası neden çizilmiş?" der dururlar.

Kadınlar, "Ay bu halının burasına ne dökülmüş? Bu masa neden eskimiş? Bu perdeler niye yıpranmış? Eve iyi bir bakım yapmak gerek. Mutfak masraflarını kısarak evin eşyalarını değiştireyim." diye hesap yaparlar…
Peki ama kaç erkek ve kaç kadın eşini gözbebeği gibi koruyor? 'Evliliğim nasıl gidiyor?' diye düşünüyor? Arabasının aksi sesini dinleyen erkek, eşinin çıkardığı ufak tefek seslere kulak verip "Hanımdan bu ses neden çıkıyor? Bir yanlış mı yapıyorum? Evi mi ihmal ediyorum? Sevgimi mi belli etmiyorum? İlgim mi azaldı? Ondaki, bu memnuniyetsizliği gidereyim" diye düşünüyor mu?
Arabasını bakıma aldığı gibi evliliğini bakıma alıyor mu? Ülfet denilen, sevgiyi yutan canavarı öldürüyor mu? Eşinin mutluluğu için davranışlarında değişiklik yapıyor mu? Yoksa hep eşinden gelen cızırtılara "Şu cızırtıyı kes" demekle mi yetiniyor?
Tek görevinin para kazanmak olduğunu düşünüp sonra da eve gelip TV'nin karşısında çayını, kahvesini yudumlayarak eşinin ve çocuklarının bütün sıkıntılarına kulağını mı tıkıyor?
Eşiyle iki çift laf etmeden koltukta uyuya mı kalıyor? Çalışma odasına çekilip "beni rahatsız etmeyin" diye hobileriyle mi ilgileniyor? 

 
 

Peki ya hanımlar?
Evini temiz tutmak için gösterdiği özeni eşinin gönlünü hoş tutmak için gösteriyor mu? Yerdeki bir kırıntıyı hemen alıp çöpe attığı gibi eşinin kalbine attığı küçük bir sıkıntı tohumunu nisyan toprağına atıp çürütüyor mu? Yoksa onu günlerce kalbinde saklayıp sık sık eşinin önüne serip "filan zaman sen benim kalbime böyle bir kin tohumu atmıştın" diyerek kendini tamamen koyverip:
"Boş ver, nasıl olsa alan aldı satan sattı" veya "beni beğenen beğendi" "beğenilmeye gerek yok" mu diyor?
Tek görevini ev temizleyip yemek yapıp çocuklarla ilgilenmek olarak mı görüyor? Akşam yorgun olarak eve gelen eşiyle ilgilenmek yerine takip ettiği dizilerin karşısında taş mı kesiliyor?
Sanırım her erkek, arabasına, her kadın da evine gösterdiği itinayı eşine gösterse bütün evlilikler ilk günkü gibi mutluluğunu sürdürerek
canlılığını korur. 

Etiket :sohbet
Casper_m
22 Eylül 2008
13:10
Yorumlar :0
 
 
 
 

Dünyayı Sarsan 50 Gerçek

BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta toplamış. Seyfi ÖNGİDER'in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi'nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç. "50 gerçek" olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor. "Yokoluş"a doğru hızla sürükleniyoruz. Kendi ikbalimiz için fır dönerken, bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım...

İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek:  

1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor.

2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip.

4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp.

5- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.

6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti.

7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip.

8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla.

9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak, 9'unda ise cezası ölüm.

10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor.

11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor.

12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.

13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.

14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var.

15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.

16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.

17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.

18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor.

19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre üyesi için 125 kişi çalışıyor.

20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.

21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz vakası yaşandı.

22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını tanıyanlardan fazla.

23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.

24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.

25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.

26- 150'den fazla ülkede işkence var.

27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor.

28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.

29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.

30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir.

31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.

33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için yaşanıyor.

34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS.

35- Her yıl 10 dil ölüyor.

36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.

37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.

38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.

39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.

40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.

41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.

42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.

43- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri harcama yapıyor.

44- Dünyada 27 milyon köle var.

45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.

46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.

47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor.

48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi, atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.

49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.

50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.

Etiket :sohbet
Casper_m
22 Eylül 2008
00:00
Yorumlar :0
 
 
 
 

Çocukluğumu Özlüyorum

lollipopbyseitumz4  

Çocukluğumu özlüyorum. . .
Yara bere içindeki dizlerimi. . .
Pamuk helvaya yapışmış suratımı. . . Elma şekerine bulanmış ağzımı. . .
Yaramazlık yaptığımda annem göremesin diye . . .
saklandığım kapı ağzını. . .
Oysa . . .
Çoktan sobeledi hayat. . .

Etiket :sohbet
Casper_m
17 Eylül 2008
21:55
Yorumlar :0
 
 
 
 

ELMA VE ŞARAP

Kadınlar ağaçtaki elma gibidir.
En iyileri en üst dallarda bulunur.
Erkeklerin coğu düşüp incinmekten korktukları için üst dallara uzanmak istemezler.
Onun yerine yere düşmüş çürükleri toplarlar çünkü onları elde etmek daha kolaydır.
Yukarıdaki elmalar ise kendilerinde ararlar suçu ve sorarlar kendilerine 'Nerede hata yapıyorum' diye.
Aslında gerçekten hatasız ve muhteşemlerdir.

Sadece doğru erkeğin ortaya çıkıp cesaretini ve yüreğini toparlayıp o üst dallara ulaşmasıdır bütün olay.
Lütfen bu gerceği iyi elma olan bütün kadınlarla paylaşın. (Dalından toplanmış olsalar bile)

Erkekler ise ...
iyi birer şarap gibidir.
Koruk olarak başlarlar, mayhoş ve tatsız...
Kadınlar tarafından canları çıkana kadar çiğnendikten sonra ancak bir yemeğin yanında gidecek kadar tatlanırlar...

Etiket :sohbet
Casper_m
13 Eylül 2008
00:10
Yorumlar :0
 
 
 
 

Gariplikler...

Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız? Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye`yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?
Neden birbirimize sarılınca sağa sola sallanırız?
Neden öğrenciler ilkokul 5. sınıfa kadar öğretmene 'öğretmenim' diye seslenirken 6. sınıfta bir anda 'hocam' diye seslenmeye başlar? Neden sınavlarda '3 yanlış bir doğruyu götürür' şeklinde bir uygulama ile cezalandırılır da; '3 doğruyu bil, bir doğru da bizden' gibi bir kampanya başlatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez? Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıktığında kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir? Neden dükkanı kapatıp giden esnaf, kapıya '10 dakika sonra dönücem' yazar? Esnafın ne zaman gittiğini nasıl anlarız? Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye`deki herkesin izlediğini zanneder? Örneğin; 70 milyon bizi izliyor( 5 milyon eksik anketimize göre ) Düğünlerde neden 'Dom dom kurşunu' ile göbek atılmaktadır? 'Bir avcı vurdur beni, bin avcı yedi beni' gibi sözlerle kendinden geçen başka bir millet var mıdır? Cumartesi ve pazartesinin neden kendi isimleri yoktur? (Cuma-ertesi, pazar-ertesi) Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde en kısa mesafe neden 'indi-bindi' olarak tabir edilmektedir? Önce inilip, sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur?
Bulmacalarda neden boru sesinin karşılığı hep 'ti' dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç 'ti' diye ses çıkaran boru görmüşler midir? Neden ilanlarda 'doktordan temiz araba' şeklinde yazılır? Hipokrat yemininde 'arabamı temiz kullanacağım' diye bir madde mi vardır?
Etiket :sohbet
Casper_m
13 Eylül 2008
00:01
Yorumlar :0
 
 
 
 

Bugün Küçük Mucizelerin Günü Olsun....

Bugün
Küçük mucizelerin günü olsun.... 
 
 


 

İkram edilen
taze demlenmiş bir bardak çay,


 
 


 

ya da mis kokulu bir fincan kahve

 


 

eski bir arkadaştan
beklemediğin anda bir telefon....


 

eve veya işe giderken ya da alışverişe
trafikte hep yeşil ışıklar....

 


 
 
Bugün...
içinde küçük sevinçlerin olduğu
bir gün olsun


 

markette en hızlı ilerleyen kasa sırası....
mis kokulu bir yemek...

 


 

radyoyu açtığında ;
en sevdiğin şarkının çalıyor olması ve
o güzel şarkıya yüksek sesle eşlik etmek...


barış, mutluluk ve neşe dolu bir gün olsun.
MUTLULUĞUN günü....

bir şeylerin mükemmelliğinde ;
Allah'ın senin yanında olduğunu, seni sevdiğini ve
bir yerlerden sana GÜLÜMSEDİĞİNİ
hissettiğin

 


sana özel olduğun hissini yaşatan
o garip ama hoş duygu ile
dolu güzel bir gün diliyorum. 

 

Etiket :sohbet
Casper_m
13 Ağustos 2008
18:05
Yorumlar :0
 
 
 
 

Aldatıldığınızı Nasıl Anlarsınız?

İnci hanım 20 yıllık evliydi. 45 yaşındaydı. Eşi Hüseyin bey ise 48 yaşındaydı ve bugüne kadar çok ciddi bir sorun yaşamamışlardı. Ancak son zamanlarda boşanmış bir kadından fazlaca söz etmesi, ona yardımcı olduğunu anlatması İnci hanımı rahatsız etmişti. Ne olduğunu netleştiremediği ve eşini de suçlamak istemediği için bir terapiste başvurdu. Eşinin sıklıkla söz ettiği kadının duygusal beklentilerinin yoğun olduğu ve ilişki ihtimali üzerinde duruldu. İnci hanım eşiyle bu durumu paylaştı ve rahatsızlığını dile getirdi. Ancak eşi 'aralarında bir şey olmadığını' ısrarla dile getirdi ve isterse kendisini tanıştırabileceğini söyledi. Terapistin önerileri doğrultusunda İnci hanım ne bunu kabul etti ne de kadından eve gelen telefonlara baktı. Evde sorunların artması üzerine Hüseyin bey kadınla görüşmeme kararı aldı.
Ancak 'öteki kadın' bunu duyduğunda Hüseyin beyin işyerini bastı, evine kadar geldi. Olayların bu şekilde gelişmesini Hüseyin bey de beklemediği için kadının onu ilişkinin içine çekmek istediğini anladı ve sınırlarını çizdi. Bu olayın çiftte yarattığı etkiler ise terapiyle giderildi.
Pek çok kadın İnci hanım kadar şanslı değil ve eşleri tarafından aldatılıyor. Kimi bu durum karşısında doğru tepkiyi koyamadığı için daha büyük sorunlarla karşılaşıyor. Psikiyatrist ve evlilik terapisti Doç. Dr. Armağan Samancı, aldatılmayı bir satranç oyununa benzetiyor ve "Burada akılcı oynayan kazanıyor" diyor.
Daha çok hangi durumlarda aldatılma olur?
Bazı bireyler yaşamlarında çok dürüst değiller ve başkaları gibi kendilerini de aldatabiliyorlar. Bu bireyler cesaretli ve dürüst değil. Evliliğin getirdiği bir düzen, bir konfor vardır onlar için ama eksik de vardır. Bu eksik de başka bir erkekle veya kadınla tamamlanmaya çalışılır. Bireysel problemleri yoğun olduğu için kiminle evlenirse evlensin bu kişiler sorun yaşar. Toplumda evlilikte problemli erkek kadar problemli kadın da var. Erkeklerin aldatıldıklarında bunu fark edebilecek duygusal algıları yok. Toplumsal olarak kadın aldatmaz diye temel bir bulgu da var. Bu, kadının aldatmasını kolaylaştırıyor. Kadının duygusal kayması internet, msn, telefon üzerinden olabiliyor. Kadında şöyle bir sorun var. Diyelim ki internette arkadaşlıkla başlayan bir ilişki duygusal yoğunluğa dönüşebiliyor. Erkek ise sorunlar başladığı zaman, konumu ve eğilimleri varsa otomatik olarak aldatabililiyor.
Teknoloji kadınlara mı yaradı?
Evet. Erkek kadar sosyal olamayan, yeni biriyle tanışma şansına sahip olamayan kadınlar teknolojik imkânlarla bu açığı kapatabiliyor.
Aldatma durumunda tavırlar nasıl değişiyor?
Aldatan kadın ise aniden mutlu olmaya başlıyor. Çünkü bu yeni ilişkiden enerji alıyor, kendini daha güzel hissediyor. Aldatan kişilerin eşleriyle ilgili huzursuzlukları artıyor. Eşlerindeki olumsuzlukları daha çok görüyor, böylece eşleri onlara itici geliyor. Ayrılık lafını daha çok telaffuz etmeye başlıyorlar.
Aldatma durumunda verilmesi gereken en doğru tepki nedir?
Aldatılan kişi öğrendiğinde bunu hemen ortaya koymamalı. Bazı verilere ulaşıp emin olmak, bunu nasıl çözeceğine odaklanmak gerekir. Aldatıldığını fark edip 'Bunu nasıl çözebilirim?' diye danışmanlık hizmeti alan bireyler var. Bu, en mantıklı çözüm. Yapılacak en kötü şey direkt çatışmaya girmek. Bu durum öteki kadının ya da erkeğin işine gelir. Sorunun çözülebilir tarafları üzerinde durulmalı. Öteki kadına telefon açıp tehdit etmek ya da meraktan gidip görüşmek doğru bir yaklaşım değil. Görüşme talebi ondan gelirse de reddedilmeli.
Neden?
Çünkü bu, sorunu güçleştirir. Öteki kadın da kazanmak isteyen bir kadındır. Bu tarz bir yaklaşım sorunu çözmez, kafanızı daha çok karıştırır. Onun her anlattığı size bir darbe olur. Siz eşinizle çok mutlu olduğunuzu sandığınız dönemlerde aslında onun başkasıyla olduğunu öğrenebilirsiniz. Bu durumda kafanızda eşleşmeler başlar. Tamamen aldatılmış, evlilik yaşamını hayaller, ilüzyonlar üzerine kurmuş kendinizle karşılaşırsınız. O zaman da kendinizi aptal, aldatılmış, değersizleştirilmiş bir birey olarak hissetmeye başlarsınız.
Doğru tavır nedir?
Fikir almak faydalı olabilir ama danışılan kadın komşular, arkadaşlar kendilerinin yapmayacağı önerilerde bulunabilir. 'Boşan, git evini bas, olay çıkar' tarzındaki öneriler sorunu büyütür. Bu tamamen bir satranç oyunu. Ne kadar iyi oynarsanız ilişkiyi kazanma şansınız o kadar yüksektir.

* * * * *

'Gidişatına bırakma ilişkine emek ver'
Kadının affedici olması erkeği başka aldatmalar için cesaretlendirmiyor mu?
Aldatan erkek üç gruba ayrılır. Birincisi kronik aldatıcılardır. Bunlarla ne yapsanız boş. Ömür boyu sizi aldatır. Sağlıklı yapıda değillerdir ve uzun süreli sağlıklı ilişki kuramazlar. Bu tarz kadınlar da var. Onları tanımak için psikiyatrist olmak gerekmiyor. İlişkide pasif konuma düşerseniz daha çok aldatılmanız söz konusu. İkinci grup, normalde aldatmayan ancak ilişkideki sorunlar nedeniyle buna yönelenlerdir. Üçüncü grup erkek de başka bir kadın tarafından ilişkiye çekilenlerdir.
Aldatılmayı engellemenin bir formülü var mı?
İlişkinizi iyi tutmaktır. Siz gözünüzü kapatıp ilişkiyi gidişatına bırakırsanız sorunlarla karşılaşmanız olası. İlişki, takip edilmesi, emek verilmesi gereken bir şeydir.
Aldatan erkek bir şekilde affedilmiş oluyor. Bundan sonra ondan beklenti ne olmalı?
Burada kelimelere inanılmamalı, sözler bir anlam ifade etmeyebilir. Erkek böyle bir şeyi yaşadı ve bundan gerçekten rahatsızlık duymuş, pişmanlığı söz konusuysa, geçmişinde de benzer bir şey yoksa ve sorumluluklarını bilen bir insansa bu erkek affedilebilir. Sorunu da çözer. Ama sizi hemen ikna eden, ayaklarınıza kapanan, kendini sizden çok seven, 'ne olduysa oldu' tarzında davranan bir insanı affetseniz de affetmeseniz de bir şey fark etmez.
Aldatmanın duygusal veya cinsel olması bir şey fark eder mi?
Aslında tek gecelik ya da kısa süreli cinsel aldatmalar evlilik açısından çok büyük sorun getirmeyebiliyor. Ama bir kadın için duygusal yönü ağırlıklı ve üstüne üstlük cinselliğin de yaşandığı bir ilişki söz konusuysa kadın evlilikten kopabilir.
Etiket :sohbet
Casper_m
07 Ağustos 2008
17:46
Yorumlar :0